Geceye direniş

Seni seviyorum,

Öyle seviyorum ki geceye direniyorum.

Uyku beni esir almak istiyor,

ama direniyorum.

Her bir suskunluğunda,

gözlerin gözlerime değdiğinde,

kelimelerin sustuğunda seni seviyorum.


Yağmurun sesine kulak veriyorum,

bana seni getiriyor sanki.

Her damlasında bir harfin yankısı,

her ıslaklığında bir hatıranın izi.

Seni yaralarımı aç diye değil,

ama bana sen lazımsın diye seviyorum.


Bir kadın gibi,

suskunluğuna isyan eden bir kadın gibi seviyorum.

O sessizlik ki beni de susturur,

ama şiirler yaratır.

Hangi satırına dokunsam,

hangi harfinde duraksasam,

bir yangın olur kelimelerim.


Seni, geceye ve yağmura direnerek seviyorum.

Beni esir almak isteyen uykuya inat,

gözlerimi kapatmayarak seviyorum.

Sana rağmen,

senin her suskunluğunda,

bir şiir gibi seviyorum.

Kimim Ben?

Bazen bir rüzgar gibi eserim,
sana dokunmadan geçerim,
bazen yağmur olurum,
usulca süzülürüm gözlerinden.
İçimde bir bahçe var,
bir yanda tomurcuklanan umutlar,
bir yanda dökülmüş yapraklar.
Her ikisini de taşıyorum,
sessizce, fark ettirmeden.
Sesim yükseldiğinde bile,
kalbim hep alçak bir yerden seslenir sana.
Bilir misin, kırmamaktan yorulur bazen insan,
ama yine de sever, hep sever.
Ben, duygularımla örülü bir dünya,
bazen bulut, bazen mavi bir gökyüzü.
Senin gözlerinde yankılanır her halim,
ve her seferinde yeniden öğrenirim

sevmek, bazen sessiz kalmaktır.

Tamamlanmamış Gece


Saat gecenin bilmem kaçı,
Ben hala içimdeki titreyen kalbi,
Sızlayan bedeni yatıştırmaya çalışıyorum.
Uykuya dur diyorum,
Eksik bir şeyler var,
Geceye devam edemiyorum.
Tamamlanmadan uyuyamıyorum,
Sen olmadan arzu olamıyorum.

YANKI

Çılgınca sesine özlemle kulak veriyorum,
Bir kelime, bir fısıltı düşsün diye geceme.
Ama sen, sessizliğinle yıldızlara karışmışsın,
Ben ise yüreğimde yankılanan hasreti susturuyorum.
Seni özlerken bir telaş düşüyor içime,
Kalbim heyecanın ılık bir rüzgarıyla çarpıyor.
Yine de sen, suskunluğunla uzaklardan bakıyorsun,
Ve ben beklemenin zarif acısında kayboluyorum.

Kesişen Rüyalar

Kesişen yollar var,
Ama bir türlü birleşemeyen.
Görünmeyen sınırlar çizilir aramıza,
Her adımda biraz daha derinleşen.

Gece, her şeyden bağımsız bir sahne kuruyor.
Bir rüyanın içinde gözlerini hissediyorum,
Sanki hiç söylenmemiş sözler,
Dudaklarının kenarından süzülüyor.

Uykumun en sessiz anında,
Bir meltem gibi dokunuyor varlığın,
Huzur ve eksiklik bir arada,
Hiç bitmeyen bir bilmecenin içinde.

Belki de bazı yollar sadece düşlerde kesişir,
Bazı buluşmalar kelimelere hapsolur.
Ve biz, hep o eşikte kalırız;
Ne bir adım ötesi, ne bir adım gerisi…

Yolun Sonu


 Başlangıçta, dışarıdan kaya gibi görünüyordum,
Ama içimde fırtınalar kopuyordu.
Gözlerimdeki yaşlar, kirpiğimin ucunda birikiyor,
Yorgunluk her adımda daha da artıyordu.
Nefesimi tutarak ilerlediğim yolda,
Uğruna verdiğim tüm mücadeleler,
Sonunda değmediğini fark ettiğimde,
Yere düşerek, düşe kalka ilerlerken,
Bir umut ışığı hala önümdeydi,
Bir vaat, bir ışık…
Ama her şey tükenmişti,
Yolun sonuna varmadan,
Tüm savaşlarımın boş olduğunu fark ettim
Ve pes ettim.
Bana yaşattıkları ihanet,
Ağır geldi.

Beyhude Ömür


Her bir lahza, yeni bir yük ile ezer beni,
Sükût edip işime dalmak isterim, amma bırakmazlar.
Kendi hırslarının kurbanı olan kimseler,
Mazluma gücü yettikçe yüklenir, zulüm ederler.
Beceriksizliklerini başkalarına isnad ile,
Vicdanlarının aynasını karartırlar.
Koca bir günü harcadım beyhude,
Neş’e ile yapacağım hayâllerimi bir kenara attım.
Geldiğim gibi uzandım yatağa,
Fakat uyku, bir nazlı peri gibi benden kaçtı.
Fikr-i perişanım susmaz,
Gözlerimden akan yaşlar bir türlü durmaz.
Şimdi bir nefese muhtacım, bir ân-ı râhat,
Bir sükûn ki gönlüme ilâç gibi dokuna…
Zihnimdeki fırtınalar diner mi, bilmem,
Lâkin bir ân dahi olsa, kendimden kaçsam

Sandalye Aynı, Oturan Başka