Çünkü zamana asla sahip olamayacaksın. Ve o, her defasında biraz daha hızlı geçecek.
Kör Dil
Fanusun Kırıldığı Gece
Hayatın Ortasında Bir Oyun
Sessizlikte Çırpınan
Nefes alamıyorum,
Bir cam fanusun içinde soluyorum hayatı,
Sesler içimde yankı, dışımda fırtına…
Bir adım, yalnızca bir adım
Atamıyorum.
Nefes alamıyorum,
Zihnim sus pus,
Düşünceler sürgünde…
Yaşamak, alışkanlıktan ibaret bir yorgunluk artık,
Hiçliğe sarılarak uyuyorum her gece.
Nefes alamıyorum,
Kaçamıyorum sesten, sözden, gözden…
Saklanacak bir köşe yok içimde,
Benliğim paramparça
Her bir parçam başka bir çığlıkta boğuluyor.
Bir şeyler var,
Adını koyamadığım
Belki de koymaya cesaret edemediğim
İçimde kıpırdayan bir çağrı gibi,
Sessiz…
Ama derinden.
Kıpırtısız bir rüzgarım ben,
Esmek istiyorum,
Ama bir dalı bile kıpırdatamadan
Yüzüme kapanan kapıların önünde
Bir yabancı gibi bekliyorum.
Her şey yerli yerinde görünüyor,
Ama ben
Kendime bile yabancıyım artık.
Dilim suskun, ben ağır,
Ve dünya… o da suskun.
Ve ben,
Nefes alamıyorum…
Önüm Arkam Sobeyim
Önüm, arkam, sağım, solum… sobeyim,
Saklandım kendimden, bir ben bile göremeyeyim.
Çıkmaz bir sokakta çaresizim,
Adımlarım suskun, yüreğim derin sessizim.
Yürüdüğüm yolda iz yok, yön yok,
Bir hayal uğruna geçmişimle yan yana çok.
Zaman susar, kelimeler donuk,
Her sokak lambası, bir anıyı yakıp söndürür soluk soluk.
Sobelenmiş bir çocuk gibi yüreğim,
Kaçarken yakalanmış, ama hâlâ diriyim.
Ve belki de en çok kendime yeniyim,
Önüm, arkam… her yanım ben — sobeyim.
(Saklambaçla Gelen Nisan: Baharın Çocukluğa Açılan Kapısı)
Küller Değil, Kelimeler
Zamanın İçindeki Yol
