Ve yine kendi rengime dönerim.
Çünkü zamana asla sahip olamayacaksın. Ve o, her defasında biraz daha hızlı geçecek.
Kendi Kendime Yaslanırken
Arzu’yum ben…
İnsan kalabalıklarından çok, kendi içimin dar sokaklarında yürürüm.
Biraz susarım, biraz düşünürüm,
ama en çok kendimi toplarım o sessiz kıvrımlardan.
Gün bazen güzel başlar,
içimde bir mavi uğultu,
hani saks mavisi gibi, geceye daha varmadan parlayan…
Sonra biri gelir, bir söz söyler,
bir gündelik telaş dokunur omzuma
ve ben yine o eski Arzu olurum;
güçlü, dirençli,
ama içi hâlâ su gibi dalgalanan.
‘Kimsin ki haddini biliyorsun,’ der bazen içimdeki ses,
‘Kimsin ki bu kadar istiyorsun?’
Olsun.
Ben de bilirim; insan bazen kendine en çok orada yaklaşır:
Yorulduğu yerde.
Saklandığı yerde.
Kendine dokunduğu o ince, narin yerde.
Sporla güçlenen omuzlarım var ama
yüreğim hâlâ ince bir çizgide yürür.
Bir şeylerden kaçmam,
ama bir şeylerin üzerime geldiğini hissedersem
durmayı da bilirim.
Ve yine de…
Rüzgârı hissederim.
Kendimi.
Küçük bir ışığı bile büyütecek kadar
iyileşmeyi, inanmayı bilirim.
Ben Arzu’yum.
Bir şey biterse yeniden denerim,
bir kapı kapanırsa yeni bir pencere açarım.
Hem Edip Cansever’in ‘insan yaşadığı yere benzer’ sözünü bilirim,
hem de kendi kendime şunu fısıldarım:
İnsan bazen en çok, içinden geçtiği fırtınaya benzer.
Ama geçer.
Ben geçerim.
Rüzgârın Konuğu
İçimde bir atlı var,
tozlu yolları sever.
Rüzgârın dilinden anlar,
özgürlüğü kendine yoldaş eder.
Ennio çalınca,
ruhumu dizginleyen ne varsa düşer.
Ben, kendi ufkuna yürüyen bir kovboyum meğer…
...MIYIM?
(Ulaşamayan bir değerin, yalnızlığın ve kırılmanın sessiz sorgusu)
Kimsin sen?
Neden bu kadar çok istiyorsun hayattan?
Kiminle yarışıyorsun gecenin ortasında?
Yalnızlığın koynunda,
yorgun bir kalp gibi çarpıyor içindeki sızı—
mutlu sandığın yerde
en keskin mutsuzluğa düşüyorsun.
nerede o eski yangın?
sen değil miydin kendi küllerinden
mavi bir ateşle doğrulan?
içinde sakladığın o kor
nasıl oldu da böyle üşüdü?
oysa isterdim ki
bir mektup gibi gelesin insana;
uzun yolların yorgunluğunu taşıyan,
açıldıkça çoğalan,
sustuğunda bile söyleyen bir mektup…
benim de bir mektup kadar değerim yok muydu?
demek ki kelimeler bile yoruluyor insandan;
hayat gibi,
bazen ortasında kesilip kalan bir cümleye dönüyor.
bir zamanlar aynı ateşe yaslanan iki beden vardı…
şimdi düşünüyorum da:
rüya mıydı o sahne?
yoksa kaderin biraz dalga geçişi mi?
belki de uzak durmalı insan…
zor ulaşılan olmadan
hiçbir kıymet anlaşılmıyor bu şehirde.
Ben’den Öte Ben
Yorgunum…
sürekli kovalanmaktan,
her çağrıdan,
her daim görülmekten.
Sanki gökyüzü bile üstüme eğilmiş,
nefesimi çalan ağır bir taş gibi.
Öğrenilmiş duygular biriktirdim;
biliyorum ki en yakın eller bile
hasetle titreyebilir,
gölgeme basabilir,
Işığımın üzerine ince bir perde çekebilir.
Bense, bir inziva seçiyorum.
Yalnızlığın sessizliğinde büyüyor kalbim,
ve ilk kez yalnızca kendi ritmimle yaşıyorum.
Biliyorum ki bütün acılara rağmen
bu yorgun ruh bir gün yeniden ışığa kavuşacak.
ama kendi ışığıyla:
kimseye ait olmadan,
kimseye borçlu kalmadan.
Büyük Evin Yalnız Cenazesi
Her şey fazla fazla ev de
Kalabalık toplanmış
Bu zamana kadar gelmeyen evlatlar
Biri doktor, biri avukat, biri iş adamı
Gelmişler sonunda baba evine
Babalarının cenazesine
Boş bir uğultu sonu görülmeyen salonda
Diller de hayat şartları yoğun tempo
Ve bunun gibi daha niceler
Baba artık toprak altında
Demek ki varlığı gitti konusu da bitti
t. g. A
Kendine Yolculuk
Zamanla öğrendim;
Bazen en derin sessizlik,
Bir kalbin en gürültülü çığlığıdır.
Kelimeler yorgun,
Cümleler bitkin,
Ama içimde dinmeyen bir fırtına var hâlâ.
Alır da giderim başımı,
Kendime dönerim.
İnzivanın sessizliğinde
Belki yeni bir ben saklıdır,
Belki başka bir bahar…
Tanıdık Bir Ezgi
Yeni ve anlamlı bir pencerem var,
bir aşinalık taşıyor…
Sesinde tanıdık bir tını,
yaşanmış bir hikâyenin izleri var.
Hayatın tam ortasında çalan bir melodi gibi
geçmişi usulca fısıldayan,
beni uzun uzun daldıran,
gözlerimi derin bakışlarda hapseden bir ezgi…
Bir ses var içimde,
sanki çok önceden bildiğim,
çok önce dokunduğum bir yerden gelen...
Bir yerden tanıdığım,
ama yeniden keşfettiğim bir duygunun iç sesi gibi…
Kaydol:
Kayıtlar (Atom)