Maske düştü. Ne alkış vardı, ne bağıran bir kalabalık. Sahne ışıkları sönünce geriye yalnızca çıplak bir gerçek kaldı. Ben sustum. Çünkü bazı sessizlikler cevaptan daha dürüsttür. Bazı bakışlar, yıllarca söylenmeyen cümleleri tek seferde yıkar geçer. Oysa ben bu maskeyi daha önce düşürmüştüm. Bir rüyada. Uykunun en savunmasız yerinde, aklın sustuğu, kalbin konuştuğu anda. Gördüm. Ama inanmak istemedim. “Rüyadır,” dedim, “korkunun oyunu.” Gerçeği beklemeye aldım, kendimi erteledim. Meğer bazı rüyalar haber vermek için gelirmiş. İnsan hazır olsun diye. Ben hazır değildim. O yüzden uyandım, üstünü örttüm, devam ettim. Ta ki gerçek aynı maskeyi gündüz vakti düşürene kadar. Gözlerini kaçırdın. O an anladım; ben fazla değilmişim, sen eksikmişsin. Cesaretinde, netliğinde, insan kalabilme halinde. Maske düşerken ben kendime döndüm. Bir yanlış anlaşılmadan değil, bir yanılgıdan çıktım. Zor olan sevgi değildi, zor olan gerçeği kabullenmekti. ...
HER GÜNÜN DEĞERİNİ BİL
SAHİP OLDUĞUN HER GÜNÜN DEĞERİNİ BİL, ANCAK ŞUNU UNUTMA NEYE SAHİP OLURSAN OL ZAMANA ASLA SAHİP OLAMAYACAKSIN ÇÜNKÜ O HER DEFASINDA DAHA HIZLI GEÇECEK...