Emanet


Ellerime bıraktığın kalbi,

bir serçe ürkekliğiyle taşımalıydım.

Oysa ben,

rüzgâra kaptırdım,

bir anlık gölgeye,

bir kuruntunun içine düşerek…


Beklediğin sokaklarda

zaman susmuş,

ayak izlerin

bir duanın içinde kaybolmuştu.

Sen sessizdin,

yalnızca sevgini sunarak bekleyen

bir ağaç gibi,

kökleri sabırla toprağa sarılmış.


Ama ben,

dalgaya kapılmış bir yaprak gibi,

kendimi şüpheye savurdum.

Sessizliğini okuyamadım,

yüreğindeki sabrı göremedim,

sevgini tereddüte gölge ettim.


Şimdi zamanın gerisinde,

avucuma düşen pişmanlıkla,

kalbini tekrar emanet almaya

cesaretim var mı bilmiyorum.

Ama biliyorum ki,

bir özür,

bir dokunuş,

bir içten bakış

belki tekrar yeşertebilir bizi.

Sandalye Aynı, Oturan Başka