Sessizlikte Büyüyen Sevda


Her sabah bir “günaydın” düşer ekrana,

Geceye uzanan bir umudun ilk adımı gibi,

Kelimeler sessiz, ama yankısı büyük,

Sözler dokunmasa da kalplere,

Bir sevda başlar, adı konulmamış.


Gün boyu süren sessizlik,

Sonsuz bir sabırla korur bizi,

Ne bir soru, ne bir haber,

Ama yine de bilirim,

Oradasın, hep bir yerlerde.


Sonra gece gelir usulca,

Karanlık çökerken yeniden filizlenir hasret,

Bir “iyi geceler” düşer ekrana,

Bir yıldız gibi, sessizliğin içinden parlar,

Ve o an yeniden büyür sevda.


Ne el ele tutuşuruz, ne göz göze geliriz,

Ama her harfte bir dokunuş saklı,

Görünmez bir bağ örülür aramızda,

Her gece yeniden başlayan,

Ve sabaha kadar süren bir masal gibi.


Bu nasıl bir sevgi, nasıl bir özlem,

Ne konuşuruz ne unuturuz birbirimizi.

Sessizliğin ortasında büyür filizler,

Ve her gece,

Bir “iyi geceler”le yeniden doğar sevgimiz.

Yeniden Doğar mı?

Kırılmış dallarımız,
Kurumuş köklerimizin sessiz çığlığı.
Bir zaman yeşerttiğimiz bahar,
Şimdi rüzgârla savrulan yapraklar.
Ne ellerimizde çare kaldı,
Ne de gözlerimizde bir umut.
Yaralarımızdan sızan hüzün,
Her adımda yeniden kanatıyor bizi.
Ben sana tutunamadım,
Sen bana sarılamadın.
İki yalnız ruh,
Aynı yangının külleri içinde.
Bir daha yeşerir mi bu toprak,
Kırık bir kalpten bahar doğar mı?
Gözlerimde sakladığım yaş,
Senin kelimelerinde yankı bulur mu?
Yorgun kalplerimizle yeniden,
Bir köprü kurabilir miyiz uçurumlara?
Belki de yol başka yere çıkacak,
Ama bil ki her darbemizden bir iz kalacak.
Hadi son bir kez,
Son bir umut ekelim bu toprağa.
Ya filizlenir bir mucizeyle,
Ya da bu defa tamamen koparız

İçimdeki Sessizlik

 Yazın ortasında kışın içinde

Dondurucu bir rüzgar gibi

Uzaklaşmak istiyor,

Bensiz bir yerde,

Adımlarını benden uzaklaştırmak…


Bense, ateşin üstünde üşürken

Elleri olmadan ısınamıyorum,

Bir adım ileri gidemiyorum,

Zihnimde sıkışan göğsüm,

Nefesim, kararmış bir tünel gibi.


Ve her şey,

Bir kopuşun sessiz yankısı gibi

Yavaşça siliniyor,

Birbirimize dokunamadıkça

Zaman, yavaşça eriyor,

Bir uzaklaşma, bir yavaşça kayboluş,

Beni içimde kaybolan bir boşlukla bırakıyor.

Geceye direniş

Seni seviyorum,

Öyle seviyorum ki geceye direniyorum.

Uyku beni esir almak istiyor,

ama direniyorum.

Her bir suskunluğunda,

gözlerin gözlerime değdiğinde,

kelimelerin sustuğunda seni seviyorum.


Yağmurun sesine kulak veriyorum,

bana seni getiriyor sanki.

Her damlasında bir harfin yankısı,

her ıslaklığında bir hatıranın izi.

Seni yaralarımı aç diye değil,

ama bana sen lazımsın diye seviyorum.


Bir kadın gibi,

suskunluğuna isyan eden bir kadın gibi seviyorum.

O sessizlik ki beni de susturur,

ama şiirler yaratır.

Hangi satırına dokunsam,

hangi harfinde duraksasam,

bir yangın olur kelimelerim.


Seni, geceye ve yağmura direnerek seviyorum.

Beni esir almak isteyen uykuya inat,

gözlerimi kapatmayarak seviyorum.

Sana rağmen,

senin her suskunluğunda,

bir şiir gibi seviyorum.

Kimim Ben?

Bazen bir rüzgar gibi eserim,
sana dokunmadan geçerim,
bazen yağmur olurum,
usulca süzülürüm gözlerinden.
İçimde bir bahçe var,
bir yanda tomurcuklanan umutlar,
bir yanda dökülmüş yapraklar.
Her ikisini de taşıyorum,
sessizce, fark ettirmeden.
Sesim yükseldiğinde bile,
kalbim hep alçak bir yerden seslenir sana.
Bilir misin, kırmamaktan yorulur bazen insan,
ama yine de sever, hep sever.
Ben, duygularımla örülü bir dünya,
bazen bulut, bazen mavi bir gökyüzü.
Senin gözlerinde yankılanır her halim,
ve her seferinde yeniden öğrenirim

sevmek, bazen sessiz kalmaktır.

Tamamlanmamış Gece


Saat gecenin bilmem kaçı,
Ben hala içimdeki titreyen kalbi,
Sızlayan bedeni yatıştırmaya çalışıyorum.
Uykuya dur diyorum,
Eksik bir şeyler var,
Geceye devam edemiyorum.
Tamamlanmadan uyuyamıyorum,
Sen olmadan arzu olamıyorum.

YANKI

Çılgınca sesine özlemle kulak veriyorum,
Bir kelime, bir fısıltı düşsün diye geceme.
Ama sen, sessizliğinle yıldızlara karışmışsın,
Ben ise yüreğimde yankılanan hasreti susturuyorum.
Seni özlerken bir telaş düşüyor içime,
Kalbim heyecanın ılık bir rüzgarıyla çarpıyor.
Yine de sen, suskunluğunla uzaklardan bakıyorsun,
Ve ben beklemenin zarif acısında kayboluyorum.

Kesişen Rüyalar

Kesişen yollar var,
Ama bir türlü birleşemeyen.
Görünmeyen sınırlar çizilir aramıza,
Her adımda biraz daha derinleşen.

Gece, her şeyden bağımsız bir sahne kuruyor.
Bir rüyanın içinde gözlerini hissediyorum,
Sanki hiç söylenmemiş sözler,
Dudaklarının kenarından süzülüyor.

Uykumun en sessiz anında,
Bir meltem gibi dokunuyor varlığın,
Huzur ve eksiklik bir arada,
Hiç bitmeyen bir bilmecenin içinde.

Belki de bazı yollar sadece düşlerde kesişir,
Bazı buluşmalar kelimelere hapsolur.
Ve biz, hep o eşikte kalırız;
Ne bir adım ötesi, ne bir adım gerisi…

Yolun Sonu


 Başlangıçta, dışarıdan kaya gibi görünüyordum,
Ama içimde fırtınalar kopuyordu.
Gözlerimdeki yaşlar, kirpiğimin ucunda birikiyor,
Yorgunluk her adımda daha da artıyordu.
Nefesimi tutarak ilerlediğim yolda,
Uğruna verdiğim tüm mücadeleler,
Sonunda değmediğini fark ettiğimde,
Yere düşerek, düşe kalka ilerlerken,
Bir umut ışığı hala önümdeydi,
Bir vaat, bir ışık…
Ama her şey tükenmişti,
Yolun sonuna varmadan,
Tüm savaşlarımın boş olduğunu fark ettim
Ve pes ettim.
Bana yaşattıkları ihanet,
Ağır geldi.

Beyhude Ömür


Her bir lahza, yeni bir yük ile ezer beni,
Sükût edip işime dalmak isterim, amma bırakmazlar.
Kendi hırslarının kurbanı olan kimseler,
Mazluma gücü yettikçe yüklenir, zulüm ederler.
Beceriksizliklerini başkalarına isnad ile,
Vicdanlarının aynasını karartırlar.
Koca bir günü harcadım beyhude,
Neş’e ile yapacağım hayâllerimi bir kenara attım.
Geldiğim gibi uzandım yatağa,
Fakat uyku, bir nazlı peri gibi benden kaçtı.
Fikr-i perişanım susmaz,
Gözlerimden akan yaşlar bir türlü durmaz.
Şimdi bir nefese muhtacım, bir ân-ı râhat,
Bir sükûn ki gönlüme ilâç gibi dokuna…
Zihnimdeki fırtınalar diner mi, bilmem,
Lâkin bir ân dahi olsa, kendimden kaçsam

Anları Donduruyorum, Zaman Geriye Aksın

 
Zaman yine ters köşe oldu,

Anılar, her biri dağıldı, yerle bir oldu.

Düzeltmek, tamir etmek bir yana,

Ele bile gelmiyor.

İlmik ilmik işlediğim onca çaba,

Kime, niye, niçin bunca şans?

Bunca adım, boşa çaba.

Her biri artık sadece anıdan ibaret.

Arkaya dönüp bakıyorum,

Çocuksu bir gülümseme,

Elde kalan hatıralarla yetinme...

Gözlerimde bir ışık,

Ufuk çizgisini hizalamış,

Derin düşüncelerle anları hatırlıyorum.

İçim acıya acıya zamana karşı geliyorum,

İleriye gitmiyoruz.

Mutluluğun geride kaldığı o günlere,

Gülen masum gözlerin anılarına,

Anıları, anları donduruyorum,

Kalbim daha fazla acımasın diye.

Hep böyle kalması dileğiyle,

Her şeyin iyilikle, sevgiyle, arzuyla hatırlanması dileğiyle…


                                    Halil Sezai-Tuğçe- Seni Çektim İçime

Geceden Sabaha

Geceden sabaha uykusuz bir mektup var.
Arka fonda hoş bir melodi.
Tüm gece kulağımda, Milla's Drea
Geceye klavyemin sesleri karışıyor.
Nedenli nedensiz kelimeler,
Alıp başını coşkuya kaptırıyor.
Savruk satırlara ulaşıyor.
Derin iç çekişler,
Kalbin ritmi değişiyor sanki parmaklarımda...
Gün doğumuna hazırlanıyorum.
Güne layık olmanın  huzuruna erişiyorum.

Bitmeyen Hikayelere

Maya% Rakı tokuşturma% FB% 3 | Facebook 
Yeni başlangıçlara,
Yeni yeniden diyenlere
Umudu yeşertenlere
Vazgeçmeyenlere
Gözü karartanlara,
Hep buradayım diyenlere
Sevenlere, sevilenlere
Kalbi hep çıkacak gibi atanlara
Kelebeklere.
Bir ömür mutluluğa evet diyenlere.
Her yaşta mutluluğa
Her geçen saniyelere aldırmadan yaşayanlara.
Kahramanlara..
   İyi ki Doğdunuz..


Umut Kayıp

 Benim umudum kayıp
Ne vakittir uğramıyor
Kime sorsam bilmiyorum diyor
Kime sarsam bende de kalmadı diyor.
Umudum kayıp..
Ne zaman gelse içimi bir heyecan kaplıyor
Bana sorsan Hülyaları getiriyor.
Bana sorsan henüz zamanı gelmedi. 

Ben Hep Kışım

Beautiful christmas background with soft bokeh (2499858)
 Ben hep kışım,
Elim ayağım, hep buz gibi
Ben hep kışım.
Kendi duvarlarımlarımda yaşıyorum.
 Ben hep kışım,
Güvensizlikten yalnızlığa mahkum
Ben hep kışım,
Boğazımda düğümlenen kelimelerim. var,
Ben hep kışım,
Korkudan titreyen.
Ben hep kışım
Yazı baharı es geçen.

Mektuplar Serisi

Mektup Nasıl Yazılır? Mektup Özellikleri ile Yazarken Dikkat Edilmesi  Gerekenler ve Kurallar - Kültür Sanat Haberleri

Uzun süredir üstüne düşündüğüm kimi zaman fikir alarak tartıştığım bir konu olmuştur mektup.

Nedir bu bu mektup? Neden Mektuplar dedik? Satırların arasında açıklayacağım. Keyifli okumalar.

Web anlamı,;
Mektup, haberleşmek ereğiyle ve genellikle posta aracılığıyla birine gönderilen, zarfa konulmuş, yazılı kâğıt.
Benim içinse mektup tam anlamıyla Frans Kafka - Milenaya Mektuplar kitabı ile başladı. Milena ve Kafka aşkını, günlük hayatın telaşını, işlerini, özel, özel olmayan her şeyi öyle güzel dile getirmiş ki. Kendi kendime neden iletişim kurmak bizim için bunca iletişim ağının çok olduğu dönemde zorlaştı. Neden kibar ve nazik olmak unutuldu. Bir mektup ile neler yapılabiliri ben en güzel bu kitapta gördüm.

Bu sebeple yakında bir kaç mektuplar serisi ile yeni bir yazı serisi başlatmış olacağım. Sıkılmamanız, meraklanmanız ve bol ziyaret diliyorum.

Vakitsiz

 Pin page




Kara kışla bahar arasında bir yerdeyim. Nerdeyim.. 

Ne soğuk ne de sıcağım. Hissetmiyorum.

Arkamda derin bir iz, acısı peşimde,

Belli belirsiz duygularla vakitsiz bir yoldayım.

BİR SEN BİR BEN

 Kuşkusuz bir sen bir ben varız bu hayatta
Gözlerimi kapattığım karanlıkta
Uyandığımda güneş aydınlığım da
Sen varsın bütün gün ve gecelerim de
Sen ve ben varız sokaklarda
Adımlarımız birbirini takipte
Gölgelerimiz peş peşe
Bütün mevsimler ikimize 
Yazımız kışımız baharımız  bize
Hayat bize sunulmuş cennet sanki
Bir sen bir ben adem ve havva misali


  T. g. A

Ahh O Eski Zamanlar

 Eskiler de duyardık hep,  Ah o eski zamanlar...

Bizler de Yaşlandıkça söyler olduk.

Şimdilerde anlıyorum lafın altında ki derinliği

Ah o eski zamanlar bazen pişmanlıklar

Hatalar, eksik, yarım kalanlar, keşkeler...

Herkes de var bir şeyler.

İşinden, eşinden, dostundan, 

İyi veya kötü, olsaydı veya olmasaydı

Belki geç kalınmışlıklar...

Özlenen veya özleten birileri kırılan kalpler

Ah o eski zamanlar kimilerine acımasız 

Kimilerine vefakar en güzel yıllar.



UMUT

Bir müjde aldım bu gece
Umut oldu geleceğe
Yağmurdan sonra açan güneş
Gökkuşağı oldu bu müjde
İnanmaktan korkuyorum
Hayallerimin enkazında kalmaktan
Görünmemek ten deliler gibi korkuyorum
Kara bulutlardan saklanıyorum
Müjdeme sarılmak istiyorum
Bu gece umudumla uyumak istiyorum... 



Mayıs meleği bu sana, lütfen beni gör, bu bana müjde gibi oldu. Benden geçmişteki güzel günlerimi alma aklımdaki hayalimde ki gibi kalsın.

Geliyor Gelmekte Olan

Bir fırtına yaklaşıyor..

Sessiz sessiz içimizden geçiyor.

Zararı ederi şuan kendine,

Geçerken sessizlik getiriyor.

Bilinmeyenin kaygısı doğuyor

Gözler hep arıyor hırsız gibi,

Karanlığa değince bir duruyor.

Korku henüz nam salmamış, bekliyor. 

Güneşe Kadar..


Tahammülsüz...


 İnsan...
    İçinden Gelmeyince...
       Sevmiyor..
          Yüzü gülmüyor..
              Sesine tahammül edemiyor..
                 İki kelam edemiyor..
                     Veda bile edemiyor..



ZAAF

 Ben aslında yokum.
Bedenim, Ruhum kayıp.
Ben aslında doğmadım
Varolmadım.
Kalbim kayıp.
Kalbim bu sızıya zayıf..

Yok Gibi..

İçinden gelmedikçe yüzü gülmüyor 
İçinden gelmedikçe sesine tahammül edemiyor
İçinden gelmedikçe iki kelam edemiyor 
İçinden gelmeyince veda bile etmiyor. 
Nedir bu öfke ve kin 
Nedir bunca uzak mesafe,
Koyulan uzun müsaadeler,
Değer mi her birine, her hücreye. 

Benim Mi?

Bu beden benim mi

Bu sözler bana mı ait

Bunca çabayı ben mi gösterdim.

Yokmuş gibi devam mı ettim,

Hiç mi gerçeği görmedim

Kaybetmeyi derinden hissetmedim mi



Sandalye Aynı, Oturan Başka