Kırılmış dallarımız,Kurumuş köklerimizin sessiz çığlığı.Bir zaman yeşerttiğimiz bahar,Şimdi rüzgârla savrulan yapraklar.Ne ellerimizde çare kaldı,Ne de gözlerimizde bir umut.Yaralarımızdan sızan hüzün,Her adımda yeniden kanatıyor bizi.Ben sana tutunamadım,Sen bana sarılamadın.İki yalnız ruh,Aynı yangının külleri içinde.Bir daha yeşerir mi bu toprak,Kırık bir kalpten bahar doğar mı?Gözlerimde sakladığım yaş,Senin kelimelerinde yankı bulur mu?Yorgun kalplerimizle yeniden,Bir köprü kurabilir miyiz uçurumlara?Belki de yol başka yere çıkacak,Ama bil ki her darbemizden bir iz kalacak.Hadi son bir kez,Son bir umut ekelim bu toprağa.Ya filizlenir bir mucizeyle,Ya da bu defa tamamen koparız
Önüm, arkam, sağım, solum… sobeyim, Saklandım kendimden, bir ben bile göremeyeyim. Çıkmaz bir sokakta çaresizim, Adımlarım suskun, yüreğim derin sessizim. Yürüdüğüm yolda iz yok, yön yok, Bir hayal uğruna geçmişimle yan yana çok. Zaman susar, kelimeler donuk, Her sokak lambası, bir anıyı yakıp söndürür soluk soluk. Sobelenmiş bir çocuk gibi yüreğim, Kaçarken yakalanmış, ama hâlâ diriyim. Ve belki de en çok kendime yeniyim, Önüm, arkam… her yanım ben — sobeyim. (Saklambaçla Gelen Nisan: Baharın Çocukluğa Açılan Kapısı)
Yorumlar
Yorum Gönder
Her Günün Değerini Bil, diyorsak, o güne bir yorum bırakmak da fena fikir değil.
Yazıyla ilgili düşüncelerini duymak beni mutlu eder. :)