Hayatın Kenarından


33 yaşındayım.
Henüz hiçbir şey yaşamamışım gibi hissediyorum bazen.
Yolun ortasında sayılacak kadar uzun bir hikâyem yok belki.

Ama kenarındayım.
Hem de en kenarında.

Oradan bakınca bazı şeyler daha net görünüyor.

Birbirimizin yerini dolduramayacak şeyleri,
birbirimizin yerine koymaya çalıştık.

İnsanların yerine eşyaları…
Değerlerin yerine çıkarları…
Sabır yerine aceleyi…

Olmadı.

Çünkü insanın yerini hiçbir şey dolduramaz.

Bir boşluk bir kez yanlış şeylerle doldurulmaya çalışıldığında,
sonra oraya hiçbir şey sığmaz.

Belki de bu yüzden artık bazı yerlere kimseyi koyamıyoruz.
Çünkü bir zamanlar yanlış şeyleri koyduk.

Ben İstanbul’da büyüdüm.
Yedi tepenin arasında.

Belki de bu yüzden insanı anlamaya çalışırken hep şehirlere benzettim onu.

İstanbul gibi…
Kalabalık ama yalnız,
güzel ama yorgun,
tarihle dolu ama bazen kendi hafızasını unutan.

Büyürken izlediğim hikâyeler, duyduğum cümleler,
eski İstanbul anlatıları…

Belki farkında olmadan bana şunu öğretti:

İnsan bazen bir şehrin içinde büyümez.
Bir şehrin hafızasında büyür.

Ve hafıza insana şunu hatırlatır:

İnsan insanın önünde engel de olabilir,
yolunu açan kapı da.

Hiç yorum yok:

Yorum Gönder

Her Günün Değerini Bil, diyorsak, o güne bir yorum bırakmak da fena fikir değil.
Yazıyla ilgili düşüncelerini duymak beni mutlu eder. :)

Sandalye Aynı, Oturan Başka